MHP Lideri Bahçeli'den 'Ruh Sağlığı Yasası' Teklifi

Haber Tarihi : 08.01.2019 12:26:20 MHP lideri Devlet Bahçeli, "Yaşanan ağır sorunlar ruh sağlığına olumsuz yönde tesir etmektedir. Tüm bu sorunlarla şuurlu, programlı ve etkili şekilde başa çıkabilmek için Ruh Sağlığı Yasasına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de bu alanda bir boşluk hakimdir. Bu kapsamda sosyal ve toplumsal pek çok yararı olacağına inandığım Ruh Sağlığı Yasasının bu yıl içinde TBMM’den çıkarılmasını içtenlikle bekliyor ve temenni ediyorum" dedi.
A +   A -

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasının başında iki gün sonra olmasından dolayı tüm basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Son yıllarda Türkiye’de basın özgürlüğüyle ilgili tartışmalar en üst düzeyde ve yoğun bir şekilde yaşandığını belirten Bahçeli, konuyla ilgili ulusal ve uluslararası boyutta pek çok rapor yayımlandığını, değerlendirme ve yorumlar yapıldığını söyledi.

Tarafsız ve objektif basının, demokrasinin nefes borusu, sosyal ve siyasal bünyenin dinamosu, haber alma özgürlüğünün çimentosu olduğunun altını çizen Bahçeli, "Basın demek malumat, maşeri vicdanın gözü-kulağı demektir. Bu gerçeklerin örtbas edilip yok sayılması hem doğru değil hem de mümkün değildir. Bazı uluslararası kuruluşlar Türkiye’yi karalamak ve olumsuz bir tablo çizmek maksadıyla devamlı surette raporlar hazırlayıp servis etmektedir. Sivil ve siyasi özgürlüklerin yanında medya alanında da ısmarlanmış sorunların varlığı ısrar ve inatla gündemde tutulmaktadır. Basın ve internet özgürlüğü kategorisinde ülkemizin kötü bir sicile sahip olduğu sıklıkla iddia edilip ileri sürülmektedir. 2017 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin bir önceki yıla göre dört basamak gerileyerek 180 ülke arasında 155’nci sıraya düştüğü söylenmektedir. Özellikle Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Türkiye’de muhalif basının sindirildiğini, farklı seslere saygı ve hoşgörünün kalmadığını belirterek eleştiri dozunu gittikçe artırmaktadır. Basın özgürlüğü konusunda Türkiye’nin kara listeye girmesi için adeta bir yarış, adeta ince bir işçilik söz konusudur. Bilinmelidir ki, bu iddiaların tamamı zırva, tamamı hayal mahsulüdür. İhanetin özgürlüğü olmaz, suçun özgürlüğü olmaz, cinayetin özgürlüğü olmaz, işgal heveslerinin özgürlüğü olmaz, darbeye teşebbüsün özgürlüğü hiç olmaz. Kalemini kaleşnikof gibi kullananların, gazete köşelerini saatli bombaya çevirenlerin, yalan üzerine ikbal ve istikbal tasarımı yapanların özgürlük tantanasına inanan varsa buyursun inansın, ama biz bunlara inanmayacağız, Türk milleti de bunlara kanmayacak. Sövene dilsiz, vurana elsiz kalmayacağız. Özgürlük bir başkasının güvenliğine ve dokunulmaz haklarına tecavüz ettiği andan itibaren ölümcül bir virüse dönecektir. Şahsen tarafsız ve objektif basın ahlakının ülkemiz için olmazsa olmaz bir nitelik taşıdığı kanaatindeyim. Ancak basın özgürlüğünü milli batışın ve bitişin şifresi olarak görüp önüne gelene kara çalanları, kumpas kuranları, sövüp sayanları, kırıp dökenleri hoş görmemiz, normal karşılamamız eşyanın bizatihi tabiatına mugayirdir. Konu teröristler olunca hak ve özgürlük yaygarası koparıp, sırayı vatan ve millet kahramanları alınca katliam çığlığı atanlar bize göre özgürlüğü değil millete ölümü vaat eden soysuzlardır. Bunları tanıyoruz, emellerini biliyoruz. Bunların iç ve dış işbirlikçilerini dişlerimizi sıkarak izliyoruz. Bunların maskesini indirmeye ant olsun devam edeceğiz. Bunların oyunlarını şart olsun azimle bozmayı sürdüreceğiz" mesajın verdi.

"Ruh Sağlığı Yasası’na ihtiyaç var"

Bahçeli, günümüzün karmaşıklaşan hayat şartlarında, vatandaşların maddi ve manevi sorunlarının yanı sıra ruhsal olarak da zorluk çektiğini dile getirdi. Ruh sağlığı hizmetleri alanında hizmet alan ve hizmet veren insanların ağırlaşan problemlerinin farkında olduklarını aktaran Bahçeli, tüm bu sorunlarla şuurlu, programlı ve etkili şekilde başa çıkabilmek için hakların, sınırların, yetkilerin açık ve net olarak belirlendiği bir toplumsal sözleşmeye, diğer bir ifadeyle "Ruh Sağlığı Yasasına" ihtiyaç olduğunu söyledi.

Gelişmiş ülkelerin tamamında, gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda söz konusu yasa olduğunu anımsatan Bahçeli, Türkiye’de ise bu alanda bir boşluk olduğunu kaydetti.

Bahçeli, "Bu kapsamda sosyal ve toplumsal pek çok yararı olacağına inandığım Ruh Sağlığı Yasasının bu yıl içinde TBMM’den çıkarılmasını içtenlikle bekliyor ve temenni ediyorum. Konuyla ilgili bir kanun teklifi hazırlayan Aile, Kadın ve Engellilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Deniz Depboylu Hanımefendiyi tebrik ediyor, bu teklifin yasalaşması halinde mühim bir eksikliğin telafi edileceğine inanıyorum" şeklinde konuştu.



"Antidepresan ilaç kullanımı tehlikeli düzeyde"

Yaşanan ağır sorunların ruh sağlığına olumsuz yönde tesir ettiğine dikkat çeken Bahçeli, "Bunu inkar etmek anlamsızdır, faydasızdır. Türkiye Ruh Sağlığı Profili çalışmasında, ruhsal sorunu olanların yalnızca yüzde 14’ünün herhangi bir uzmana müracaat ettiği belirlenmiştir. Çoğalan intiharlar, yaygın bir hal alan antidepresan ilaç kullanımı tehlikeli düzeydedir. Şiddet vakaları, kadın cinayetleri, eften püften meselelerdeki derin anlaşmazlıklar tehdit edici bir seviyededir. Şu işe bakar mısınız, geçtiğimiz hafta, Gaziantep’te bir boşanma vakasıyla aralarında husumet bulunan iki akraba aile arasında çatışma çıkmış, 18 kişi yaralanmıştır. Bu olacak şey değildir. Söylerken bile içimin titrediği bir kadın cinayeti geçen hafta bir üniversitede gerçekleşmiştir. Genç bir akademisyen olan Ceren Damar evladımız gözü dönmüş bir katil tarafından hunharca katledilmiştir. Bu vahşi cinayetin üstelik bir üniversitede yaşanması tüyler ürperticidir. Yalnızca merhume evladımız değil, akademik hayat da saldırıya uğramıştır" diye konuştu.

Bahçeli, 5 Nisan 2018’de yine bir cani tarafından Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde 4 kişinin canına kıyıldığını anımsatarak, başta Ceren Damar olmak üzere, görevlerini icra ederken maruz kaldıkları kanlı saldırılarda hayatlarını kaybeden bütün masumlara Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.


ÇOK OKUNAN HABERLER

ANKET

Bağımsız Anket Bulunamadı !