LLMBİR Başkanı Özcan Açıklaması 'Uygun Kişiler Lütfen TÜRKÖK'e Bağışta Bulunsunlar'

Haber Tarihi : 05.05.2019 11:14:23 Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği (LLMBİR) Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, kişiye yönelik bağış kampanyalarının daha sonra zaman ve umut kaybına neden olabildiğini belirterek, “TÜRKÖK’e yapılan bağışları şiddetle destekliyoruz. Kızılay kanalıyla yapılan bağışları desteklemeliyiz. Uygun kişiler lütfen TÜRKÖK’e bağışta bulunsunlar" dedi.
A +   A -

Ankara’da Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği (LLMBİR) tarafından "Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları Kongresi" düzenlendi.

Kongre sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan LLMBİR Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, Türkiye’de milli kök hücre bankasının desteklenmesinin çok büyük önem taşıdığını ve kişilere yönelik yapılan ilik bağışı kampanyalarının çok zararlı olduğunu düşündüğünü anlatarak, "Türkiye’deki ulusal milli kök hücre bankasının desteklenmesi çok büyük önem taşımaktadır. 2015’ten bu yana zannediyorum binden fazla hayata dokundu. Büyük bir umutla ve ilgiyle takip ediyor ve izliyoruz. Bu kapsamda konuşulduğunda kişilere yönelik ilik bağışı kampanyalarının çok zararlı olduğunu düşünmekteyim. Bir isme yönelik ilik bağışı yapan kişiler daha sonra sisteme kaydediliyorlar ve o kişiye çok büyük olasılıkla bir doku uyuşumu sağlanamıyor. Daha sonra bu kişilere bir eşleşme olduğunda dönülüyor. Deniliyor ki, ’bir hasta var ve sizin dokularınız uyuyor’, o da ’hayır ben herhangi birisi için değil, o zaman birlikte çalıştığım arkadaşımın çocuğu için verici olmayı kabul etmiştim’ diyor ve verici olmayı kabul etmiyor. Bu durumda hem zaman, hem emek, hem para ve umut kayboluyor. Siz düşünün ki bir hastaya Türkiye’deki doku bankasından verici bulduğunuzu düşünüyorsunuz. TÜRKÖK gidiyor soruyor vericiye, ’hayır, ben verici olmak istemiyorum’ diyor. Hem zaman kaybı hem umut kaybı. Bu nedenle kişiye yönelik kampanyaların doğru olmadığını düşünüyoruz. Kamuoyunu gereksiz meşgul ediyor. Oysa TÜRKÖK’ün güzel bir sistemi var. Şu anda da zannediyorum 250 bin ile 500 bin bandında bir verici havuzu var ve bu her gün artıyor. TÜRKÖK’e yapılan bağışları şiddetle destekliyoruz. Kızılay kanalıyla yapılan bağışları desteklemeliyiz. Uygun kişiler lütfen TÜRKÖK’e bağışta bulunsunlar" dedi.



"TÜRKÖK’e bağış yapmak sadece iyi insan olmakla ilgili değil"

TÜRKÖK’e bağış yapmanın sadece iyi insan olmakla ilgili değil, aynı zamanda iyi vatandaş olmakla da ilgili olduğunu belirten Özcan, "Bizim yurt dışından her aldığımız ilik için yurt dışına aktardığımız toplam döviz miktarı hasta başına 40 bin, 45 bin doları, euroyu bulabilmekte duruma göre. Hem süreç çok uzamakta, yazışmalar, örneklerin gidip gelmesi. Bu nedenle milli, kendi ulusal doku bilgi bankamız TÜRKÖK büyük önem taşımakta. Bu hem insanlık hem iyi vatandaşlık gereği" ifadelerini kullandı.

Toplantıda konuşan LLMBİR Genel Sekreteri Doç. Dr. Selami Koçak Toprak ise toplumda doğru olarak bilinen bazı yanlışlar ve D vitamini hakkında açıklamalarda bulundu. Toprak, bazı maddelere, ürünlere, ilaçlara farklı değer biçilip, gereğinden fazla değer yüklendiğini söyleyerek, "D vitamini eksikliği kansere yol açıyor mu? D vitamini kullanmak kanser riskini azaltıyor mu? Bunlar çok sıcak sorular. D vitamini kanser riskini azaltmıyor. Fazla dozda D vitamini kullanmakta kanser riskini azaltmıyor" diye konuştu.

D vitamininin gereksiz yere kullanılmaması gerektiğini ve bu konuyla ilgili çeşitli çalışmaların yapıldığını anlatan Toprak, "4 yıl boyunca aylık yüksek dozda D vitamini kullanan bireyler üzerinde çalışma yapılıyor. 2 bin 558 kişiye yüksek D vitamini verilirken, bunlar sağlıklı bireyler, diğer 2 bin 522 kişiye de plasebo verilmiş yani bildiğiniz nişasta. Tabii hasta bunu bilmiyor, D vitamini aldığını sanıyor. 50-84 yaşları arasında toplam 5 bin 110 kişi katılıyor. D vitamini verilen grupta yüzde 6.5 kanser varken, plasebo verilen grupta yüzde 6.4 kanser görülmüş. İstatistik olarak farklı değil. Kanser gelişiminde D vitamininin risk azaltıcı bir faydası, etkisi yok" ifadelerini kullandı.

"Tıbbın alternatifi olmaz, bilimsel ilaçlardan ayrılmayın"

Alternatif tıp pazarının gittikçe büyüdüğünü anlatan Toprak, "Dünya genelinde ilaç pazarı 935 milyar dolar ve bunun 2021 yılında 1.2 trilyon dolara ulaşacağı düşünülüyor. Alternatif tıp, yani ilaç olmayanlar, otlar, sular vs. 34 milyar dolarmış 2013’te. 2015’te 200 milyar dolar, 2017’de 360 milyar dolar olmuş. Bizim bütçemizin 3’te 1’i kadar falan neredeyse yanlış bilmiyorsam. Tüm kanser hastalarının yarıya yakını tedavilerinin bir döneminde maalesef alternatif tıp ürünleri kullanıyor. 2015 yılında lenfoma ile ilgili bir çalışmada hastalarımızın yüzde 80’i doktor vermeden gereksiz yere vitamin kullanmış, yüzde 50’si alternatif ürün kullanmış, yüzde 45’i de adını bile bilmediği otlar kullanmış. Amerika verisi bunlar. Hastalara sormuşlar ’Kardeşim bunlar size iyi gelecek mi? İnanıyor musunuz?’ Sadece yüzde 4’ü bir umut olarak ’Düşünüyorum, iyileşeceğim’ demiş. Ama yarıya yakını bu ürünleri kullanmış. Biz de diyoruz ki tıbbın alternatifi olmaz, bilimsel ilaçlardan ayrılmayın" şeklinde konuştu.



"Siz siz olun hekimlerinize iyi bakın"

Çeşitli uzmanlık alanlarında 15 bini aşkın hekimle yapılan bir ankette hekimlerin yarısına yakınında tükenmişlik sendromunun görüldüğünü, depresyon belirtileri, intihar düşüncelerinin olduğunu ve hematoloji, onkoloji gibi branşlarda bunun arttığını söyleyen Toprak, hastalarını hekimlerine iyi bakmaları konusunda uyardığını anlattı.

"Obezite yaşam süresini kısaltan 5 sebepten bir tanesi"

Obezite ve obeziteye bağlı hastalıklara değinen LLMBIR Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yaprak Dölek Aydan, bu hastalıklardan bir tanesinin de kanser olduğunu vurguladı. En sık görülen kanser çeşitlerine değinen Aydan, "Erkeklerde sırasıyla karaciğer, pankreas, mide, yemek borusu, kalın bağırsak, safra kesesi, multipl miyelom, böbrek, hodgkin dışı lenfoma ve prostat kanseri olarak bulunmuş. Kadınlarda da obeziteyle ilgili olan kanserler, rahim, böbrek, rahim ağzı, pankreas, yemek borusu, safra kesesi, meme, hodgkin dışı lenfoma, karaciğer, yumurtalık, kalın bağırsak ve multipl miyelom olarak bildirilmiş" diye konuştu.

Obezitenin yaşam süresini kısaltan 5 sebepten biri olduğunu anlatan Aydan, "Bunun tek çaresi egzersiz. Egzersiz dediğimizde spor salonuna girip de saatler harcamak değil tabii ki. Özellikle hastaları yormayacak şekilde her gün yarım saat sadece tempolu, yorulmayacak kadar egzersiz yeterli" dedi.

Toplantıda derneğin bu yıl hayata geçireceği “Lösemi ise bir çaresi var” isimli sosyal sorumluluk projesinin tanıtımı da yapıldı.


ÇOK OKUNAN HABERLER

ANKET

Bağımsız Anket Bulunamadı !