AK Parti Sözcüsü Çelik Açıklaması 'Bütün Seçim Süreçlerin Patronu YSK'dır'

Haber Tarihi : 04.04.2019 23:43:54 AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Oyların gizli verilmesi açık sayılması gibi prensibin yanı sıra bütün bir seçim sürecinin hukuk mercileri tarafından yönetilmesi de demokratik meşruiyetin kaynağıdır. Dolayısıyla bütün seçim süreçlerinin patronu hukuk merciidir, Türkiye’de de Yüksek Seçim Kurulu’dur” dedi.
A +   A -

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 31 Mart yerel seçimleri sonrası yapılan itirazlara yönelik AK Parti Genel Merkezi’nde açıklamalarda bulundu. Seçim itiraz sürecinin demokrasinin yerleşik kuralları çerçevesinde büyük bir tecrübeyle gerçekleştirildiğini belirten Çelik, hiçbir yabancı devlet ve hiçbir yabancı devletin hain bir organı ya da herhangi bir açıklamasının Türkiye’deki seçim sürecinin ve seçim sonuçlarının meşruiyetinin kaynağı olmadığını söyledi.

Çelik, “Meşruiyetin kaynağı gibi konuşarak sonuçlarla ilgili ima edici açıklamalarda bulunmak sadece kendilerinin söyleyip kendilerinin dinleyeceği hususlardır. Ayrıca çok iyi bilebilecekleri gibi eleştirdikleri hususlar esasında sadece Türkiye’de var olan hukuk dışı unsurlar değil tam tersine hukukun temel prensipleri çerçevesinde var olan hususlardır. Oyların gizli verilmesi açık sayılması gibi prensibin yanı sıra bütün bir seçim sürecinin hukuk mercileri tarafından yönetilmesi de demokratik meşruiyetin kaynağıdır. Dolayısıyla bütün seçim süreçlerinin patronu hukuk merciidir, Türkiye’de de Yüksek Seçim Kurulu’dur” diye konuştu.



“Demokratik devletlerde seçim sürecinin patronu hukuk kurumlardır”

ABD’deki sözcülerin itiraz meselesini, kafa karıştıracak şekilde açıklama yaparak spekülasyonlara konu etmek istediklerini söyleyen Çelik, son başkanlık seçimlerinde yapılan itirazlar sonucunda bir takım eyaletlerde oyların yeniden sayıldığını ve bu şekilde oy sonucuna varılabildiğini kaydetti.

Florida’daki oyların yeniden sayılmasının bile anlaşmazlıkları bitiremediğini vurgulayan Çelik, seçimin sonucunda kimin galip olduğuna federal mahkemenin karar verdiğini söyleyerek, “Çünkü demokratik devletlerde seçim sürecinin patronu hukuk kurumlardır. Hatta şimdiki bu son başkan Trump’ın seçildiği seçim süreci halen seçim sürecine ‘Rusya’nın müdahalesi var mı yok mu’, ‘kampanyalar Rusya ile herhangi bir ilişki içine girdiler mi girmediler mi’ gibi halen sıcak olan hala gündem olan yargı süreçlerinin parçasıdır. İki yılı geçmesine rağmen bu adli süreçler gündemde durmaktadır. Ve devam etmektedir. Dolayısıyla bir başka ülkenin adli süreçleri ile ilgili yargıda bulunurken herkesin hukuk mevzuatını, demokratik temel prensiplerini göz önünde tutması bir de kendi ülkelerinde gerçekleşen hususlarla ilgili olarak bu konuları değerlendirmelerinde fayda vardır” ifadelerini kullandı.

“Dünyada hiçbir yerde bizim dışarıdan gelen gözlemcilere gösterdiğimiz kolaylığı göremezsiniz”

CHP sözcülerinin de dışarıdan yöneltilen Türkiye’nin demokrasisine hukuk sistemine Türkiye’nin seçim yapma kapasitesine yöneltilen bu eleştiriler konusunda da daha duyarlı olmalarını gerektiğini vurgulayan Çelik, “Bir eleştirimiz de Avrupa konseyi yerel ve bölgesel yönetimler kongresinin bir takım yersiz açıklamaları olmuştur. Bunların bizim davetimizle ilk kez Türkiye’deki seçim sürecini izlediğini biliyorsunuz. Yaptıkları ilk açıklamalarda yüzde 85 gibi bir katılım oranıydı. Türk halkının demokrasiye bağlılığı, Türk halkının demokrasi kapasitesine olan açıklamaları yapmakla birlikte medyadaki haberlerin nasıl verildiğinden tutun da başka konulara kadar esasında kendi görev alanlarına girmeyen konulardan bir takım açıklamalar yapmaları yine birtakım eleştirilere tabii olmuştur. Dünyada hiçbir yerde bizim dışarıdan gelen gözlemcilere gösterdiğimiz kolaylığı göremezsiniz. Sizlere sağladığımız erişim hakkı, bilgi verme mekanizmaları dünyanın hiçbir yerinde bu kadar aktif ve güçlü bir şekilde ortaya konulmuş değildir” şeklinde konuştu.



“Seçim sürecinin tanımı dışında bir müesseseye başvurmuyoruz”

İktidar partisi olarak kendilerine başvurulduğunda da her türlü bilgiyi verdiklerini belirten Çelik sözlerine şöyle devam etti:

“Çünkü bu seçimlerin gayet özgür adil ve şeffaf bir şekilde gerçekleşmesi konusunda bir özgüven problemi yoktur. Tekrardan yeni bir açıklama yaparak sanki bir zaaf varmış gibi Türkiye’de işte YSK görevini en iyi şekilde şeffaf bir şekilde ve kararlı bir şekilde yerine getirmelidir gibisinden ve bunun güvenliği sağlanmalıdır gibisinden otoritelerimize çağrıda bulunuyorlar. Şimdi bakın ortada herhangi bir boşluk ve sıkıntı söz konusu olmaksızın maalesef bu Avrupa Konseyi’nden gelen yetkililerin bu tip zaafları vardır. Ya çok çalıştıklarını göstermek için ya da tipik bir alışkanlıkları kendilerinin kafasındaki Avrupa haritasının dışındaki bir ülkeye gittikleri zaman standart olarak bu açıklamaları yapıyorlar. Türkiye’de Yüksek Seçim Kurulu esasında dünyadaki birçok modern ülkeye model olabilecek, mekanizmalara sahiptir. İtiraz müessesi de yine vatandaşımızın sandığa oyunun tam olarak yansımasının sağlanması bakımından demokratik bir müessesedir. Aynı zamanda seçim sürecinin parçası olarak tanımlanmış bir müessesedir. Seçim sürecinin tanımı dışında bir müesseseye başvurmuyoruz. Bu müessese olağandır her seçimlerden sonra bütün siyasi seçimler tarafından kullanılan bir mekanizmadır.”